Şık Şıkıye Hutbesi

Hz.Ali Efendim Neden kılıçını çekmedi? Halifelere yardım etti mi? Onlar hakkında olumlu mu düşünüyor?
Bu hutbe bütün bunlara cevap veriyor …


Şık şıkıye Hutbesi


and olsun allah’a ki, filan onu bir gömlek gibi giyindi;
oysa o daha iyi bilirdi ki, ben hilafete nisbetle değirmen taşının mili gibiydim;
hilafet benim çevremde dönerdi; sel benden akardı;
uçamazdı hiçbir kuş, uçtuğum yere…
bir perde çektim arama hilafetle; silkip attım onu koltuğumdan.
düşündüm;
kesilmiş elimle hamle mi edeyim, yoksa sabır mı edeyim bu kapkara körlüğe…
Öylesine bir körlük ki hem de, yıpratır ihtiyarları tümüyle, kocaltır cocuğu da; ve zahmet çeker zulmette, inanan da, ulaşıncaya değin rabbine…
ve gördüm ki, sabretmek daha doğru;
sabr ettim; ettim ama, gözümde diken vardı;
yağmalandığını görüyordum mirasımın…
birincisi onu filana verip gitti…
“bugün deveye binmişim;
yolculuk zahmetine düşmüşüm;
câbir’in kardeşi hayyan’la bulunduğum günle kıyaslanır mı bu günüm hiç”
ne de şaşılacak şey ki, yaşarken, halkın kendisini bırakmasını teklif ederdi; ve fakat, ölümünden sonra yerine öbürünün geçmesini sağladı…*
bu iki kişi, hilafeti, devenin iki memesini paylaşır gibi aralarında paylaştılar.
o, hilafeti, düz ve düzgün olmayan bir çorak yere attı; sözü sertti, insanı yaralardı; onunla buluşup görüşeni incitirdi. mes’elelerde şüphesi çoktu; özür getirmesinin sayısı yoktu. onunla konuşan, arkadaşlık eden serkeş bir deveye binmişe benzerdi, burnuna geçen yularını ekse burnu yırtılır, yaralanırdı, bıraksa üstündekini helâk olma çukuruna götürüp atardı. allah’ın bakaasına and olsun ki, halk, onun zamanında ne edeceğini şaşırdı, yoldan çıktı, renkten renge boyandı, oradan oraya yelip durdu
uzun bir zaman, çetinmihnetlere düştüm; sabrettim;
derken o da yoluna düzüldü; halifeliği öyle bir topluluğa bıraktı ki, ben de bunlardan biriyim sanıldı.
allah’ım sana sığınırım;
ne danışma topluluğuydu bu!…
onlardan benim hakkımda, birincisiyle ne vakit bir şüpheye düşen oldu ki bu çeşit kişilere katıldım ben!?… fakat, inerlerken onlarla idim, uçarlarken onlarla uçtum, inişte yokuşta onlarla oldum. İçlerinden biri hasedinden gerçekten saptı, öbürü de damadı olduğundan ona uydu ve benden yüz çevirdi; öbürleri de öyle işler ettiler ki, anmak bile çirkin…
derken,
kavmın üçüncüsü kalktı, hem de öyle bir halde ki, iki yanı da yelle dolmuştu… İşi gücü yediğini çıkaracağı yerle yiyeceği yer arasında gidip gelmekti. onunla birlikte, babasının oğulları da işe giriştiler; allah’ın malını, ilk baharda devenin otları, çayır/çimeni sömürüp yemesi gibi yediler, sömürdüler. sonunda onun da ipi çözüldü; hareketi tezce yaralanıp öldürülmesine neden oldu, onu karnının dolgunluğu bu hale getirdi; işini tamamladı, gitti…
derken,
benim çevreme, sırtlanın boynundaki kıllar gibi üşüşmesi kadar beni ezen bir şey olmadı; her yandan, birbiri ardınca, çevreme üşüştüler, öyle ki, nerdeyse hasanla hüseyn ayaklar altında kalacaktı… koyunların ağıla üşüşmesi gibi, çevreme toplandılar, bu hengamede elbisem yırtılmıştı.
ama, işi elime aldıktan sonra, bir bölük bey’atten döndü, ahdini bozdu; öbür bölük ok yaydan fırlar gibi fırladı, inancından caydı; öbürleri de itâatten çıktı; sanki onlar, her türlü noksan sıfatlardan münezzeh allah’ın, “İşte âhiret yurdu; biz onu, yeryüzünde yücelik ve bozgunculuk dilemeyenlere veririz. ve sonuç, çekinenlerin/sakınanlarındır” buyurduğunu duymamışlardı. evet, and olsun allah’a, elbette duydular da, ezberlediler de; ve fakat, dünya, gözlerine bezenmiş bir şekilde göründü, onun bezentisi hoş geldi onlara.
ama şunu da bilin ki, and olsun tohumu yarana, insanı yaratana, bu topluluk bey’at için toplanmasaydı, allah’ın, zâlimin doyup zulmetmemesi, mâzlumun aç kalmaması hakkında bilginlerden aldığı ahd-ü peyman olmasaydı, hilafet devesinin yularını sırtına atardım; ümmetin sonuncusunu, ilkinin kâsesiyle suvarır giderdim.
siz de anlamışsınızdır ki, şu dünyamızın değeri, bir dişi keçinin aksırığından da değersizdir bence


Aşk ile Hu
MehmetÖzgür Ersan Dede Yesari Abdal Çelebi

Kaynak :Şıkşıkıyye hutbesi, nehc’ül-belâga, 1972 abdülbaki gölpınarlı

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.