RUMELİ VE TÜRK ALP ERENLERİSarı Saltık (IV) -Hakkı Saygı

On İki Tabut ve On iki Mezar

Sarı Saltuk’un vefatı ve defnedildiği mekânlar hakkında pek çok menkabeler anlatılmaktadır. Bu konuda bilgi veren eserlerin başında Saltukname, Velayetname-i Hacı Bektaş Veli ve Evliya Çelebi Seyahatnamesi gelir. Bir de bu kaynakların dışında sözlü olarak az farklılıklar arz eden değişik versiyonlar halk tarafından dile getirilmektedir. Ebu’l-Hayr-i Rûmî’nin kaleme aldığı Saltukname’de dahi değişik anlatımlarla karşılaşıyoruz. Saltukname’nin bir yerinde Sarı Saltuk’un Hakk’a yürüyüşünü, kâfirlerle yaptığı bir savaş esnasında aldığı yara sonunda meydana geldiğini görüyoruz. Sarı Saltuk’un kendisine yardıma gelenlere son sözleri şunlar olmuştur: “Ben giderem, beni siz yuyup, siz kefenleyin, alıp çerağım katına (Babadağdaki Tekkeye) iletün. Eğer çevre beğleri, gelip sizden benim naaşımı isteyeler, birer tabut düzün tursun (dursun). Kâfirlere karşu ağlaman, kim beni öldü deyü müselmanlara (Müslümanlara) zahmet virmeyeler. Sonra oğlum Umur ve Osman gelûr bu mülk-i Rûm-ı, anlar zabt idüp İslam birle tolmasına sebep olalar.” (1)Bu bölümde Sarı Saltuk’un doksan dokuz yıl yaşadığı, gazilerin Sarı Saltuk’u yıkayıp kefenleyip tabuta koyduktan sonra tabutun kendiliğinden havaya kalkıp bir müddet gittiği, bu durumu tüm halkın görüp şaşırdığı anlatılır. Yine cenaze namazı kılınır kılınmaz tabutun yeniden havaya kalkıp kendi makamına gittiği, ayrıca Sarı Saltuk’un vefat etmeden önce, “Beni on iki yerden isterler” (Kimi kaynaklarda bu sayı 7 olarak geçer) sözüne uygun olarak daha önce hazırlanan tabutları gelen beylere verirler. Tabutu alan herkes, Sarı Saltuk’un naaşını tabutun içinde görür ve alıp memleketlerine götürürler. Böylece Sarı Saltuk’ın kerametleri gerçekleşmiş olur. (2)Saltukname’ye göre Sarı Saltuk’un tabutunu alarak ülkesine götüren krallar ve beyler şunlardır: 1) Tatar Hanı, 2) Eflak, 3) Boğdan, 4) Rus, 5) Üngürûs (Macar), 6) Leh (Polonya), 7) Çeh (Çek), 8) Bosin (Bosna), 9) Beravati (Hırvat), 10) Karnata (Ohri (Makekedonya), 11) Edirne (Babaeski), 12) Babadağ (Romanya) Bazı kaynaklarda şu bilgilere de yer verilmektedir. Dobruca (Kalikra), Arnavutluk (Kroya). (3)Sarı Saltuk’un gerçek mezarının yeri hakkında pek çok tartışma vardır. Ancak tüm bu rivayetlerin sonunda Ebü’l-Hayr-ı Rûmi: “Ve ammâ sahîh budur çerağı yanduğı yirde gömdiler” diyerek Sarı Saltuk’un gerçek mezarının Babadağ’da olduğunu teyit eder. (4)Saltukname’de sözü edilen birden fazla tabut olayı, Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde, Hacı Bektaş Velayetnamesi’nde de çok az farklılıklarla anlatmaktadır.(5)Böylece bugün pek çok yerde Sarı Saltuk’un makamı karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan en bilinenlerinden bazıları şöyledir: Kırım, Moskova, Danzing, Polonya, Bohemya (Pezonika), İsveç (Bivanjah) Türkiye (Babaeski), İznik, Diyarbakır, Bor, Moldavya (Babadağı), Dobruca (Kalikra), Arnavutluk (Kroya). (6)ATEŞE VE KAYNAR KAZANA GİRMESİHacı Bektaş Velayetnamesinde şu söylence yer almaktadır. Hünkâr Sarı Saltuk’a, “Durma yürü, seni Rum’a saldık” der. Hacı Bektaş Veli’den “safâ nazar” alan Sarı Saltuk, “erlik mertebesine” ulaşır ve “hâl ehli”ne katılır. Hünkâr’dan bu buyruğu alan Sarı Saltuk, Dobruca’ya geçer ve Kalikra halkını korkuya salan ejderin yedi başını keserek ortadan kaldırır. Dervişin, ejdere karşı başarısı, toplumda memnuniyet yaratmıştır. Ancak Kalikra’da bir rahip vardır, bu rahip, sihirle gökyüzünde uçar. Sarı Saltuk’un, da sihirbaz olduğunu öne sürer. Sarı Saltuk’un dervişleri, buna itiraz ederler. Bunun sonunda rahiple Sarı Saltuk beraberce kaynar kazana girerler. İki gün sonra Saltuk kazandan çıkar, rahip ise erimiştir. Tam bu sırada Hacı Bektaş Veli ve Hızır, bir pınarın başında sohbet etmektedir. Hacı Bektaş, “Saltuk’u terletiyorlar, ona biraz serinlik verelim” diyerek önlerindeki taşın üzerine su serper. (7) Böylece Sarı Saltuk, yanmaktan kurtulur.Bir başka versiyona göre ise ejderin ateşinden yanmayan Sarı Saltuk’u rahip sihirbazlıkla suçlar. Giydiği elbisesinin sihirli olduğunu ve onu koruduğunu ileri sürer. Bunun üzerine Sarı Saluk’la rahip, elbiselerini değiştirirler ve el ele tutuşup ateşe girerler. Sarı Saltuk, elbiseleri yanmış olarak ateşten çıkar. Rahib’in giydiği elbise yanmamıştır ama elbisenin içinde rahip yoktur. Aşağıda Sarı Saltuk’un manevi türbe ve makamlarını görüyoruz.Sarı Saltuk’a Ait Türbe ve Zaviyeler ile devam edecek…Hakkı SAYGI ______________________________1) Ebu’l-Hayr-i Rûmî, III. 298-2992) A.g.e, III. 298-302; Ebu’l-Hayrî Rumî, bu menkabede Sarı Saltuk, Osman Gazi ve Umur Bey’le ilişkilendirir. 3) Posted by nazenin | Bektaşilik ve Alevilik, Seçme yazılar, Tasavvuf | 3 Yorum 4) Akalın, Saltukname III, s.3005) Velayetname-i HBV (mensur), s. 48. Krş. Velayetname HBV (manzum), ss. 262-263.6) Posted by nazenin | Bektaşilik ve Alevilik, Seçme yazılar, Tasavvuf | 3 Yorum 7) Posted by nazenin | Bektaşilik ve Alevilik, Seçme yazılar, Tasavvuf | 3

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.