RUMELİ VE TÜRK ALP ERENLERİ Sarı Saltık (II)-Hakkı Saygı

Bu bölüm, (I). Bölümün devamıdır. ……. Yazıcızade Ali’nin Tevarih-i Al-i Selçuk adlı eserinde, II. İzzettin Keykavus’un maiyetindeki Sarı Saltuk’un Anadolu’daki Türkmen aileleri ile birlikte önce İznik’e oradan Üsküdar’a giderek Dobruca’ya geçişi, ayrıca Sarı Saltuk’un Dobruca’daki Babadağı kasabasına yerleşmesi anlatılmaktadır. (1)Kemal Paşazâde’nin Tevârih-i Al-i Osman’ında ve Seyyid Lokman’ın Oğuzname’sinde de bu olaylar benzer şekillerde anlatılmaktadır. Hatta Seyyid Lokman’ın eserinde yer alan bir dörtlükte Sarı Saltuk’un Dobruca’ya geçiş yılı da Hicri 662 olarak verilmektedir. (2) Yukarıda da belirttiğim gibi, İzzettin Keykavus, Anadolu’da kendine tabi (3) Türk aşiretlerine el altından haber göndererek, onların da zaman kaybetmeden kendisiyle birlikte Üsküdar yoluyla Rumeli’ye geçip, Dobruca’ya gelmelerini istemişti. Seyyid Lokman, bu olayın 622/1263-64 tarihlerinde gerçekleştiğini açıkça yazar. Bu göç edenlerin yaklaşık on iki bin hane kadar ve muhtemelen Çepni boyundan oldukları tahmin edilmektedir. (4)Daha önce de belirttiğim gibi, adı geçen Dobruca bölgesi, benim doğum yerim olan, aynı zamanda Alevilerin yoğun olarak bulunduğu Deliorman bölgesidir. Silistre, Varna, Dobriç, Şumnu ve Razgrad illerini içersine alan Deliorman bölgesindeki Alevi köylerinin tamamını biliyorum. Bugün Deliorman bölgelerde yaşayan Aleviler, muhtemelen Sarı Saltuk’la birlikte Dobruca bölgesine gelip yerleşen Babai Türkmen ailelerdir. Benim bildiğim onlarca köy halkından kime sorsak kendisinin Kızılbaş, Babai veya Bektaşi olduğunu söyler, ayrıca “Sarı Saltuk, Şüceaddin Veli, Otman Baba, Akyazılı Sultan” ocaklarından birinin adını verirler. Hiçbirisi Köse Süleyman ocağına bağlıyım ve Çepniyim” demez. (5)Araştırmacı Tedeusz Kowslski, Dobruca ve Deliorman bölgesinde yaşayan Aleviler üzerinde yaptığı bir araştırmada, bu bölgelere gelip yerleşenlerin, birbirini izleyen üç dönemde gerçekleştiğini tespit etmiştir. “İlk ikisi, Osmanlı öncesi dönemde Sarı Saltuk ve onunla birlikte bölgeye gelen Türkmen Babailer olduğuna hiç şüphe yoktur” der. İréne Melikof, Deliorman bölgesinde yaptığı araştırmalarda Sarı Saltuk’u pir tanıyan gruplarla tanıştığını söyler. (6) Evliya Çelebi Seyahatname’sinin ikinci cildinde daha ayrıntılı bilgiler verilmektedir. Muhammed Buhari, Kaligra’dan Kırım’a, oradan Rus ülkesindeki Haşdek kavmi¬ne, oradan Leh ülkesindeki Lapka kavmine en sonunda da yine Leh ülkesindeki Dans¬ka Limanı’na gelmiştir. Burada Sveti Nikola-Sarı Saltuk adındaki bir papazla oturup epey sohbet etmiş sonra onu öldürüp cesedini yok ederek onun kılığına girmiştir. Yıllarca “Ben Sarı Saltuk’um!” diyerek Sveti Nikola kıyafetinde dolaşmış, binlerce insanı Müslü¬manlığa davet etmiştir. Bu ciltte Sarı Saltuk’un Dobruca’daki canavarı öldür¬me¬si bu defa daha ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. (7)Sarı Saltuk hakkında bilgi veren kendi adına yazılmış bulunan “Saltukname’dir. Saltukname’ye göre Sarı Saltuk’un adı, soyu ve ailesi hakkında şu bilgiler mevcuttur: Sarı Saltuk’un asıl adı “Şerif Hızır”dır. (8) Babası, Hz. Ali oğullarının soyundan Seyyid Hasan bin Seyyid Hüseyin bin Muhammed bin Ali’dir. Buna göre Sarı Saltuk’un ailesi, babası tarafından Hz. Hüseyin’e, ana tarafından Hz. Hasan’a çıkıyor. Aslına bakacak olursak Sarı Saltuk’un soyu bir taraftan Hüseyin’i Seyyid, diğer taraftan şerif ailesi oluyor. (9) Sarı Saltuk’un babası Seyyid Hasan, Amasya Kalesi’ni kuşattıkları bir sırada kalenin kralı tarafından zehirlenerek şehit edilince üç yaşındaki Şerif Hızır (Sarı Saltuk) ve annesi yalnız kalırlar. Bir müddet sonra annesi de vefat edince, yalnız kalan Hızır Şerif’in bakımını Seravil adındaki lalası yüklenir. Seravil, bir müddet sonra Hızır Şerif’i zamanın ulemasından Abdülaziz adındaki yaşlı bir zata teslim eder. Şerif Hızır, bu kimsenin yanında kısa sürede ata binmeyi, ok atmayı, kılıç kul¬lan¬mayı ve her türlü ilimleri öğrenir. Böylece Şerif Hızır, Türk destanlarındaki alp tipinin önemli bir örneğini teşkil eder. (10) Şerif Hızır’ın Saltuk adını alışı ise bir geleneğe dayanmaktadır. Bu gelenek, kişinin gösterdiği kahramanlık sonucu ad almasıdır. (11) Şerif Hızır’ın Sarı Saltuk adını alışı şöyledir. On dört yaşında iken katıldığı gazalardan birinde Alyon-ı Rûm-i adlı genç bir Hıristiyan cengâveri yenerek onu Müslüman yapar; onunla yakın dostluk kurar ve onun adını İlyas-ı Rûm-i koyar. İlyas-ı Rûmi de Şerif Hızır’a “Saltuk” adını verir ki, bunun anlamı “çok güçlü erkek” anlamındadır. Şerif Hızır, sarı saçlı olduğu için de o günden sonra “Sarı Saltuk” adıyla ünlenir (12)Aşağıda on yıl boyunca yaptığım Rumeli yöresi çalışmalarımı topladığım kitabımı görüyorsunuzDevam edecek. Hakkı SAYGI_______________________________1) Yazıcıoğlu Ali, Tevârih-i Al-i Selçuk, Topkapı Sarayı Kütüphanesi, Revan Köşkü bölümü No.1391, 233a 2) Ahmed Tevhid, «Rum Selçukî Devletinin İnkırazı ile Teşekkül Eden Tavaif-i Mülûk’tan Karahisarî Sahib’de Sahib Ataoğulları», Tarih-i Osmani Encümeni Mecmuası, cüz 9, Ağustos, 1327, s.53) Moğollar’ın İzzettin’i devirip yerine kardeşi Rükneddin’i getirmeleri ve Selçuklularla birlikte Anadolu halkına baskı yapmaları nedeniyle, genellikle Babai Türkmenler, İzzeddin’in yanında yer alıyorlardı. .4) Bak. A. Zeki Velidi Toğan, Umûmî Türk Tarihine Giriş I: En Eski Devirlerden 16. Asra kadar, İÜ. Edebiyat Fakültesi Yay. İstanbul- 1970. 2. Bs, S. 268. Bu Türkmenlerin Balıkesir yöresinden gittiklerini biliyoruz. 5) Hakkı Saygı Baba6) Evliya Çelebi, Seyahatname, c.II, sf. 133 vd.7) Ebu’l-Hayr-i Rûmî, I, I-10.8) Akalın, Saltukname I, s. 39) ) Ebu’l-Hayr-i Rûmî, I, I-10.10) Akalın, Saltukname I, ss. 2-3 11) Doğan Aksan, Her Yönüyle Dil, TDK Yayını, Ankara, 1982, s.121 A.g.e, I. 19.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.