MEVLANA, ŞEMS VE HACI BEKTAŞ VELİ

Onun hakkında söze başlamak çok zor. o baki olan sakiden dem alan. Aklın ötesinde fehmin ötesinde bir düşünce denizi. O deryada bir damla olsa da gerçek bir hazine baki olandan.

Baki olandan gerçek hazineden beslenen bir güneş. Sadece ruh sadece suret değil ikisi de. hem denizin kendi hem içindeki mercan. Güzel bir ağacın kokusu gibi. Dostun kokusu sinmiş üzerine.

Yedi yüzyıldır aydınlık dağıtan. Sevgisiyle gönülleri bu karanlıkta aydınlatan bir hak çerağı. Aşk bayrağını gönül tahtına oturtan bir gönül eri. Nefret yerine candan ve gönülden sevgi tohumlarını eken bir eren.

Kendisinin değişi ile ‘Hind dili söylüyorum amma aslım Türk’tür. Beyitlerinde aslını neslini söylemiş evrensel olan o dönemin diliyle seslense de o Türk ereni olduğunu hiç bir zaman inkar etmemiştir.

Hicri 6 Rebiülevvel 604 miladi 30 eylül 1207’de Maverraünnehir’de Amuderya Irmağının civarında Belh şehrinde doğmuştur. Babası Sultanül Ulema unvanıyla anılan Bahaeddin Veled’dir. Annesi Horasan Emiri Harzemşahlardan Alaeddin Hüremşah’a dayanmaktadır.

Babasının ünü sebebiyle Mehmet Kutbettin Harzemşah’ın hışmına uğramış. Bunda skolastik düşünceye sahip Fahreddin Razi’nin telkinlerinin rol oynadığı söylenmektedir. Çünkü Sultan ül ulema Bahaddin Veled İslamiyet’in özelikle Kuran’ın Aristo Felsefe ve mantığına skolastik düşünceyle tefsir ve açıklanmasını bu düşünüşle ele alınmasını doğru bulmuyordu. Yazdığı Kuran tefsiri İslam dünyasında üne sahip Fahreddin Razi ile çelişince bu çağdaş Kuran yorumu yüzünden ailesi ile yurdunu terk etti.

Nişabur, Bağdad, Küfe, Mekke, Medine, Şam, Halep, Malatya yoluyla Erzincan’a gelmiştir. Daha sonra Larende’ye yerleşmişler. Sultan Bahaddin oğlu Mevlana’yı burada Lala Şerafeddin Semerkandi’nin kızı olan Gevher Hatun ile evlendirmişti. Mevlana annesini burada kaybetmişti.

1228 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad’ın Sultan Bahaddin’i ısrarla Konya’ya davet etmesiyle 12 Ocak 1231 ( 18 Rebiülahır) Cuma günü babası vefat etmiş.

Eski dilde Diyar-ı Rum adından dolayı Mevlana Celaleddin’e Rum diyarının ereni olarak Rumi lakabını almıştır. Babasının Hakka Yürümesi ile Mevlana ilmi yarım kalmasın diye Halep ve Şam’a gitmiş. Burada Muhyiddin Arabi, Sadrüddin Konevi ve Osman Rumi’den eğitimler almıştır.

Zahiri ilimlerin yanısıra tasavvufla da meşgul olmuştur. Konya’ya döndüğünde Şam’da öğrendiği İbrani diliyle dönmüştür. Dili Farsça da olsa gönlü Türkçe lehçesiyle seslenmiş. O günün edebiyat dili Farsça olduğu için bu dili tercih etmek zorunda kalmıştır.

Çağdaşı olan Hünkar Hacı Bektaş Veli’dir. Mevlana, şiir ve musiki ile daha çok aristokrat zümreyi tutmuş onlar içinde cemiyet kurmuştur. Bektaşilik, ise Halk içinde hece vezniyle nefesler halk sazı ile geniş halk kitlelerine ulaşmıştır.

Bütün bu söylediklerimizden Mevlana sarayda yaşar anlamı çıkmamaktadır. O mütevazi kimliği ile özellikle Hacı Bektaş Veli’nin ona gönderdiği Seyyid Mahmut ona Hayran olarak Hayrani mahlasını almış. Hünkar Hacı Bektaş Veli daha sonra ise Sarı Saltuk’u gönderip Seyyid Mahmut Hayrani’yi dergaha geri getirmiştir. Sonrasında ise öğrencilerine sorunca herkes çekinmiş. Şemsi Tebrizi öne atılmış. Biraz saygısızca kendisinin gidebileceğini söyleyince ‘Hünkar ona başlı git başsız gel’ demiştir. Bugün Hünkar Hacı Bektaş Veli dergahında Güvenç Abdal’ın dergahtaki yatırının ayak ucunda yatırı bulunmaktadır.

Bu söylenenler Hacı Bektaş ve Mevlana’nın birbirilerini sevmediği ya da rekabet içinde değil karşılıklı birbirlerini ziyaret eden birbirlerinin merasimlerine yani Ayini Cemlerine katıldıkları bir çok yönden benzerlik gösterdikleri gülbanklarında musiki de sema ve semahta çok yakınlık olduğu görülmektedir.

Bir Menkıbede de bu olay çok güzel anlatılmaktadır;

Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister.
O zamanlar dergâhlar ayni zamanda aşevi işlevi görüyordu. Durumu Hacı Bektaş Veli’ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli “Helal değildir.” diye bu kurbanı geri çevirir.
Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve ayni durumu Mevlana’ya anlatır.
Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder.
Adam aynı şeyi Hacı Bektaş Veli’ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana’ya bunun sebebini sorar.
Mevlana söyle der:

Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.
Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergâhına gider ve Hacı Bektaş Veli’ye, Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş Veli’ye sorar.
Hacı Bektaş da şöyle der:
“Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana’nın gönlü okyanus gibidir.
Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.”
Böylesi tevazu ve incelikle, birbirlerini yermek yerine yüceltmeyi becerebilen insanlar olabilmemiz dileğiyle.
Mevlana kendi hayatını şöyle anlatır; ‘Ham idim, piştim, yandım.’ Mevlana’nın fikir hayatı da dört aşama görebiliriz. Tahsil, düşünüş, buluş ve yayış. İlk öğretmeni babası Sultan Bahattin’dir. Sonra Sadreddin Konevi, Sıraceddin Ürmevi, Şemseddin Mardini, Seyyid Burhaneddin Tırmizi gibi çok ünlü öğretmenlerdir. Mevlana; Türkçe, Arapça, Farsça, Yunanca ve İbranice dillerini bilmektedir.

23 Ekim 1244 ( 26 Cemazıyel’ahir 642 Cumartesi günü Şems ile karşılaştığı gündür. Mevlana’yı Mevlana yapan bu büyük karşılaşma ile Mevlana aldığı bilgileri İplikçi ve Küçük Karatay Medreselerinde halka ders olarak anlatırken bu karşılaşma ile artık kendini tasavvufa vermiş vecd ve cezve ile kendini Şemsle sohbetlere kaptırmış içindeki bilgi çağlayıp daha da yücelmiştir.

Peki bu Şems kimdir ? Onun bir İsmaili olduğu İsmaili hükümdarlarından Celaleddin Nev -Müselman’ın oğlu Melikdal oğlu Ali’nin oğludur. Şehirde kendisine Şemsi Perende yani Uçan Şems dendiği Tebrizli olduğu için olgun insan anlamına gelen Kamil-i Tebrizi denildiği de bilinmektedir.

Şems’in cezveli tutumu Ebubekir Sele yani sepet ören bir kamilden Erzurum’da ders aldığı oradan Hacı Bektaş Veli Dergahında bulunduğu ve kendisinin büyük istekle Mevlana’ya gönderilmek isteği üzerine Konya’ya gönderildiği Bektaşiler arasında bilinen bir gerçektir.

Mevlana kırıp atamadığı zincirlerini otoriteye ve alimlere tepeden bakan Şems’in gelmesiyle paramparça ederek coştuğu kendinden taştığı bilinmektedir. Böylece birbirlerine mürid ve mürşid olacak bir süreçle bu iki kamil insan kendilerini aşmışlardır.

Şemş aşka tek kanatla uçmaya çalışırken ikinci kanadı Mevlana olmuştur. Şems’in Vahdeti Vücuda olan fevkalede inancı küfürle iman arasında düşünceleri toplumun tepkisini çekse de onu Mevlana anlamış bu yakıcı kavurucu küfrün içinde imanı seçen yüksek iştiyak riyasız ve huzur içinde ibadette gaye şekil ve usül değil gaye ve maksat olduğunu dile getirmiş.

‘Kalb huzuru olmadan namaz kılınmaz. Riya ve huzur içinde olmalı.’ diyecek kadar korkusuz düşünceleri ile dönemin sofularından tepkiler almıştır.

Şems sofilerin hangi kısmından olduğunu merak edenlere bu tacir kılıklı ancak başındaki külahı Horasanı Elif taç denilen Bektaşi tacı ile gezmekte. Bu külah dönemin Horasan’ında Kalenderi ve Haydari tacı olarak bilinmektedir. Hayatı boyunca Üveysi yani her hangi bir yola bağlanmadan direk Haktan aldığı feyz ile hareket ettiği söylense de Makalat eserinde Kalenderi nefesler bulunması bu derin ve engin bir ummanın coşmuş köpürmüş dalgalanmış ruhun sahilde Mevlana incisi bulmasıyla bambaşka bir ufuk açılmıştır.

Ey Şems geldik huzuruna

Güzel pirim derdime derman
Ey Şems geldik huzuruna
Hakkı bir bildik tevhide erdik
Kırklar meydanında pak olduk
Yundukta meydana geldik
Güzel pirim olursun
Her kulun derdine derman
Hak Muhammed Ali
Hünkar Hacı Bektaş Veli
Gönderdi seni bu derya taşsın diye
Celalleddin coştu umman oldu
Şemsine yandı ha yandı
Seni bilen bilir bilmeyen ne bilsin
Aşkın narını
Yüz yaşında ruhban secdeden
Kalkmasa alnı
Ne bilsin candan geçmeyi
Mevlâna geçti candan senin için
Sema eder evrenin aşkına
Selam eder
Bütün evren aşka döner
Aşk ile döner
Cömert gani
Alemin nuru Ali Muhammed
Şeme dönen pervaneler gibi
Döner alem herşey döner
Şems döner aşka adı Mevlana olur
Mevlana döner aşka adı Şems olur
Dönende dönülende aşk ‘ta sensin
Ya Hu Ya Hay Ya Hak

Mehmet Özgür Ersan
Yesari Abdal Çelebi

Resim : Bab-ı Rızık Derviş Ceyizi Dükkanı

Konya Şemsi Tebrizi temsili resmi

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.