HZ. ALİ(A.S)’Yİ TANIMAK VE ALİ İLE YOLA ÇIKMAK!


Hz. Ali, Allah’ın sıfatlarını tam manasıyla kendinde yansıtan en mükemmel ayna ve en kâmil ayettir. Böyle olduğu içindir ki, haklı olarak; “Allah’ın benden büyük bir ayeti yoktur” buyurmuştur.
Ali (a.s)’ın gerçek manevî makamı, Sıffin savaşı esnasında yamadığı ve İbn-i Abbas’ın; “ Ya Ali! Artık bu ayakkabı kıymetten düşmüştür” sözüne Hz. Ali (a.s) ayakkabısını göstererek;
“Allah’a andolsun ki, bu yırtık ayakkabım sizlere yönetici olmaktan benim için daha değerlidir.
Meğerki bir hakkı ikame veya bir batılı yok edem.” Demesi değildir.
Yine kendisinden yardım istenince temsilcisine;
“Bu adama bin tane ver” diye emrettiğinde, temsilcisinin; “Bin miskal altın mı, bin miskal gümüş mü vereyim?” demesi üzerine, Ali (a.s)’ın;
“Fark etmez her ikisi de bana göre taştır; onun için hangisi daha faydalı ise onu ver” buyurması da Hz. Ali’nin gerçek makamını yansıtmamaktadır.
Evet, Ali (a.s)’ın nezdinde hem altın bir taştır, hem de gümüş. Birisi sarı taştır, diğeri ise beyaz. Ama bunlar, Ali (a.s)’ın manevî makamını ifade etmekte yetersiz kalmaktadır.
Bütün bunlar, o sonsuz denizin azametli ruhundan yansıyan küçücük dalgalardır. Hz. Ali’nin çok küçük öğrencileri de böyle manevî makamlara erişmişlerdir.
Her ne kadar Ali (a.s); “Yolun uzunluğundan, azığın azlığından, yolculuğun uzamasından ve varılacak menzilin azametinden Allah’a sığınırım” diye buyuruyorsa da, şüphesiz ki onun makamı bundan çok daha yücedir.
Sahi, Ali (a.s) için uzak olabilecek bu yolculuk hangi yolculuk olabilir? Bu yolculuk, Allah’a gitmek midir? O, Resulullah’ın miraç yoldaşıdır. Bu alanda kat edilebilecek en son menzile çoktan varmıştır bile.
Sonra bizlere Allah’a doğru gitmeyi, onun kendi torunu Ali bin Hüseyin (a.s) öğretmiş ve bu yolun kat edenler için hiç de uzak bir yol olmadığını göstererek;
“Şüphesiz, sana gelen kimse için bu yol yakındır. Şüphesiz, sen kullarından örtülü/gizli değilsin. Seni onlardan gizleyen, kulların kendi yaptıklarıdır” buyurmuştur.
Demek ki, Allah’a doğru gitmek, salikler için uzun bir yolculuğa çıkmak değil, aksine sadece iki adım atmaktan ibarettir.
“Her ne kadar birçok tehlikesi olsa da, salikin yolu sadece iki adımdır.
Birincisi, “hüviyet”in “ha”sından geçmek, İkincisi varlık sahrasını kat etmektir.”
O hâlde Ali (a.s) için Allah’a doğru gitmek, uzak ve zor olan bir yolculuğa çıkmak değildir. Ali (a.s) için ne Allah’tan geliş zordur, ne de Allah’a dönüş.


Mehmet Özdurmaz (Dede)

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.